Ya göründüğün gibi ol,ya da görünme


Rüzgara hakim olamıyorsan yelkenlerini ona göre ayarla.Ve unutma ki hayat karşılaştığın güçlüklerle değil, gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir.

Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım


İskoçya,rüyalar ülkesi

Tarih: 00:09, 30/6/2007 Kategori: iskocya


Puslu dağları, kareli İskoç yünlüsü, viskisi, gaydası, şatoları ve değişik gelenekleri ile ülkeye ayak basan bütün turistleri etkisi altına alan İskoçya; insanın hayatında en az bir kere görmesi gereken yerlerin başında gelir.

78 bin km2 yüzölçümü olan İskoçya, Britanya adasının kuzeyinde yer alır. Belli başlı iki coğrafi bölgeye bölünür: Kuzeyde Highlands bölgesi, Grampians ve Ben Nevis dağlarının eteklerindeki yüksek topraklar, güneyde ise ovaların oluşturduğu Lowlands bölgesi. 5,2 milyon olan nüfusunun büyük çoğunluğu başkent Edinburgh çevresinde yerleşmiştir.

Kayalık dağları, funda kaplı bataklıkları, gölleri ve coşkun akan ırmaklarıyla İskoçya'nın dağlık bölgeleri doğal hayatın ve nadir bulunan bitkilerin zenginliğine sahip bir güzellik abidesidir. Kuzey doğuda yazlık kraliyet sarayı olan Balmoral' ın da aralarında bulunduğu sayısız şato ve tarihi mekanı vadilerinde barındıran Grampian Dağları uzanır. Bu bölgeyi keşfetmek için kalınacak en uygun yer, başlıca balıkçılık limanlarından ve petrol endüstrisinin merkezlerinden biri olan Aberdeen' dir. İskoçya' nın başkenti Edinburgh, kayaların üstüne kurulu ve tarihi şehirle ana cadde Royal Mile' ye hakim bir konumda bulunan şatosu başta olmak üzere birçok çekici özelliğe sahiptir. Ağustos' ta şehir; tiyatro, müzik ve Askeri bando geçidi gibi geleneksel kutlamaları içeren Edinburgh festivaline ev sahipliği yapar. İskoçya' nın güzel manzaralı bir başka şehri de Victoria dönemi mimarisi, sanat galerileri, dükkanları ve müzeleriyle Glasgow' dur.

 



Kızıma

Tarih: 16:01, 29/6/2007 Kategori: sevgi

KIZIMA         

 

Dünyada aşk denilen varlık da yalan,

İnanma, aldanma, kapılma kızım,

Hıçkırır ağlarlar, inanma yalan,

Erkekler yılandır, sokarlar kızım.

 

'Ölürüm ben seni unutmam' derler,

Sen ona aldanma kapılma kızım.

Gelirler önünde secde ederler,

Arkandan lanetler ederler kızım.

 

Şimdi bir çiçeksin göğse takılır,

Solunca kaldırır atarlar kızım.

Aşktan sonra hayalin yıkılır

Baharda saçların ağarır kızım.


Dostluk güzel şey

Tarih: 15:23, 29/6/2007 Kategori: dostluk

Dostlar gökteki yıldızlar gibidir, Onları her zaman göremezsiniz Ama orada olduklarını bilirsiniz…

Büyük umutların olsun
Ve onlar için yürüyecek cesaretin,
Hepsinden önemlisi
Büyük rüyaların olsun
Ve onları yaşatacak
Büyük bir yürek
Büyük beklentilerin olsun
Ve onlara inancın…


Okumaya Değer

Tarih: 14:20, 29/6/2007 Kategori: kitap

Wilbur Smith'in en çok satan, Nehir Tanrısı ve Yedinci Papirüs ile okurlarının gönlünü fetheden Mısır dizisinin merakla beklenen son kitabı çıkıyor...

Korkunç bir veba salgını Mısır halkını kırıp geçirmiş, krallık perişan olmuştur. Ülkenin üzerine bir kara bulut gibi çöken lanet, Nil'in kurumasıyla son darbesini de indirmiştir. Mısır'da tüm nehirler çekilmiş, topraklar kuruyup kuraklaşmıştır. Afrika'nın el değmemiş topraklarında ise felaket dolu olaylar meydana gelmektedir. Umutsuzluk içinde kıvranan Firavun Nefer Seti, yaşadıkları tüm bu felaketlere ancak Taita'nın çözüm bulacağına inanır. Bu yüzden onu Nil'in kaynağına gönderir. Fakat, bu gizemli topraklarda Büyücüler Kralı'nı nasıl bir düşmanın beklediğini hiç kimse bilmemektedir. Bütün umutları sırtında taşıyan Taita, bu ağır yükün altından kalkmak için kendisini bekleyen kötülükler karşısında neler yapacaktır?...
11. Yazıt, olağanüstü bir macera romanı. Wilbur Smith bir kez daha yazarlığının zirvesinde olduğunu kanıtlıyor.



Cunda Adası

Tarih: 14:03, 29/6/2007 Kategori: cunda

 

Cunda Adası ( Alibey )

Ayvalık’ın karşı tarafındaki adaya Cumhuriyet öncesinde Rumlar "Kokuluada" anlamında Moshinos, Türkler Cunda diyorlardı.
Adaya sonradan işgalcilere direnen Ali Bey’in adı verildi. Ada 1964 yılında bir köprü ile Ayvalık’a bağlandı. (Belediye otobüsü ve dolmuşlar da çalışıyor ama yazın dolmuş motorları ile gitmek daha güzel.) Bizce Cunda’ya akşama doğru gidilmeli ki akşam yemeği de orada yenmeli. Ada eskiden deniz ürünleri ve şarap üretilen yerdi. Otomobille gidenler girişte park etmeliler. Zaten bir avuç yer ve daracık sokaklarda yürümek çok keyifli. Sahildeki yüksek tavanlı Taş Kahve’ye girmeyi unutmayın. Adanın etrafı çam ve zeytin ağaçları ile donanmış. Yollardaki arı kovanları kimseyi ürkütmesin, hiç bir zarar vermezler insana. Adanın etrafında otomobille dolaşılabilir ama akşam serinliğinde yaya dolaşmanın tadını vermez. Küçük tepelere çıkıp güneşin son ışıklarının vurduğu adaları, koyları seyretmekten de mahrum kalırsınız.

Adada sekiz manastır bulunduğu biliniyor. "Ayışığı" anlamına gelen Ayios Dimitrios Ta Selina adanın kuzey yönünde, kara uzantısında özgün yapısı ile dikkati çekiyor.

Günün son ışıkları denize düşerken adanın balıkçı lokantalarından birini beğenin. İsterseniz oturmadan önce "Papalina var mı?" diye sorun. Papalina adanın özel balığıdır ve eski meyhanelerin vazgeçilmez rakı mezesidir. Şimdilerde fiyatı düşük diye kimi meyhaneler de bulundurmuyor, kimileri de "yok", diyor. (Meyhaneye Ayvalık’ın içinde gidecekseniz Tenekeciler Sokağı’nı bulacaksınız.) Balık her yerde olduğu gibi burada da azaldı. Yazın kalabalığı da bindirince fiyatlar iyice yükseliyor. Bütün Ege’de olduğu gibi burada da balıkları görerek seçin ve önceden fiyatlarını sorun. Müşteri çokluğuna göre biraz pazarlık etmeniz de mümkün. Çipuranın çiftlikte yetiştirilenini istemezseniz denizden tutulanı pek kalmadı, sinarit de kalmadı. Levrek arasıra çıkıyor ve çok pahalı... Levrek için piyangoculardan şansınızı deneyebilirsiniz. Bir numara seçip tombalada size çıkarsa lokantaya verip pişirtirsiniz ve şansınızın armağanı ile mükkellef bir ziyafet çekersiniz. Mezgit’in bir türü olan ve Ayvalıklıların bakalaros dedikleri balıktan güzel bir buğulama deneyebilirsiniz. Ahtapot her zaman bulunabilir. Aslında bir çorba balığı olan ıskorpitin buğulaması da bulunabiliyor. Sofranızda Ege’nin ot mezelerini unutmayın. Değişik ekşi tadıyla radika her zaman bulunur ama diğerleri bir görünüp bir kaybolur. Hindiba, turp otu, arapsaçı, istifno gibi Ege otlarından yapılan yemek ve mezeleri sorun ve bulursanız istemeyi unutmayın. ( Adlarından anlaşılacağı gibi bir kısım otlar, balıklar ve mezeler Rumca adları ile bilinmeyi sürdürüyor. ) Bakladan yapılan fava da dereotuyla ve halis zeytinyağıyla süslenip gelmeli sofranızda. Fiyatına aldırmazsanız ıstakoz dahil "lüks" deniz ürünlerini bulabilirsiniz.

Cunda Eski adı gibi mis kokulu bir ada 
 
 Dünyadaki en büyük keyiflerden biri de kuşku yok ki, Cunda Adası'ndaki Taşkahve'de akşam günbatımına yakın bir zamanda denize bakarak içilen bir çaydır... İstenirse sahil boyunca yürünerek küçük tavernalardan birinin masasına Akdeniz mutfağının zarif ve sağlıklı ürünlerini bir kadeh rakı eşliğinde tadabilir, birbirinden lezzetli balıklardan yiyebilirsiniz. Mevsim uygunsa, av yasağı yoksa 'Papalina' yenmeden dönülmemelidir Cunda'dan.

Hayatı avluda yaşayan Türk evleri, gözü dışarıda Rum evleri, Kozak yaylasından getirilmiş granit taşlarla, bir zamanlar sadece Arnavut ustaların mahareti ile döşenebilen kaldırımları nedeniyle bu adı alan 'Arnavut' kaldırımları ile sel baskınına, yağmura hazırlıklı sokakları ve yıkıldı yıkılacak durumdaki kiliseleri ile geçmişten günümüze bir miras Cunda Adası.

Cunda'ya kulak ver...

Dar sokaklarında gezerken, yüzyıllara depremlere direnebilmiş cumbalı evlerinden birbirine karışarak yükselen yarısı Rumca ve yarısı Türkçe, çokça da 'Giritçe', 'Midillice' sohbetler, bu mirası günümüzde yaşatıyor. Ayvalık'ın bu şirin adasının sokaklarında hala yakınan Rumca'nın kökenini araştırdığımızda, karşımıza nüfusun yarısından çoğunu oluşturan Girit'ten gelen Türkler yerleştirilmiş olması çıkıyor. Bir de 'Adalılar' yani Midillililer... Bir de Macaron'lar yani 'Muhacirler'. Onları en güzel anlatan da Ahmet Yorulmaz elbette. Ege Denizi'nin ortak kültürü yıllar geçse de Cunda'da izlerini sürdürüyor.

Antik çağlarda '100 adalar anlamında ' 'Hekatenessos' demişler. Bunlar içinde Nessos adı kalmış Cunda'ya yani kısaca 'Ada' Cumhuriyet ile birlikte kurtuluşun unutulmaz kumandanı Ali Çetinkaya'ya saygı gereği Alibey adı verilmiş. Ayvalık merkezinden Alibey adası tabelalarını izleyerek ulaşılan Cunda, Ayvalık'a 'Gönül yolu' isimli bir cadde ile hem 'gönül'den hem de 'Türkiye'nin ilk boğaz köprüsü'ile bağlı.

Görülmeye değer yerlerinin başında, tarihi kiliseler geliyor. Adada gezilebilecek durumda üç kilise mevcut. Ancak tarih boyunca geçirdikleri depremler ve bakımsızlıktan dolayı sadece bir tanesi, Taksiyarhis Kilisesi, çatısı ve duvarlarını korumayı başarabilmiş. Cunda adası içinde mutlaka ziyaret etmelisiniz.. Bu günlerde restorasyonu gündemde.. inşallah restore edilerek turizm kazandırılır.



{ } { Sonraki Sayfa }